M.Ö. 1200 yıllarında cereyan eden Ege Göçleri sırasında Trak kökenli Frigler dalgalar halinde, Boğazlar yoluyla Anadolu'ya girerler. Hitit imparatorluğu bu tarihlerde yıkılır. Hitit çivi yazılı belgelerinin susması ile Anadolu'da M.Ö. 1200 -800 yılları arasında yaklaşık 400 yıllık bir karanlık çağ hüküm sürer. Bu dönemin sonunda Frigler, Orta
Anadolu bölgesinde başkentleri Gordion (Polatlı-Yassıhöyük) olmak üzere güçlü bir krallık olarak tarih sahnesindeki yerini alır.
Frig Devleti'nin antik kaynaklarda adı geçen ilk kralı, başkent Gordion'a adını vermiş olan Gordios'dur. Kral Gordios'dan sonra Frig tahtına oğlu Midas geçmiştir.Friglerin tarihleri boyunca siyasi ve kültürel açıdan en güçlü ve etkili oldukları kesim, Yukarı Sakarya Vadisi'nde Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya illeri arasında kalan, klasik dönemde Küçük Frigya olarak adlandırılan bölgedir. M.Ö. 8. yüzyıl ile M.Ö. 6. yüzyılın ilk yansı içinde bölgede bir çok Frig kale tipi yerleşmeleri kurulmuştur.
Ayrıca, yüzey araştırmaları ve arkeolojik kazılarla, verimli ovalardaki höyüklerde Frig yerleşim tabakalarının varlığıda saptanmıştır. Şarhöyük'te batı yöndeki kazı alanlarında sürdürülen çalışmalarda Frig dönemi evlerine ait taş temeller, teras duvarları çok sayıda çanak çömlek ile küçük buluntu ele geçirilmiştir.
Kale yerleşmelerinin büyük bir bölümü, Eskişehir'in güneyindeki Dağlık Frigya Bölgesi olarak adlandırılan kesimde yoğunlaşmıştır. Bu alanın merkezinde Türkmen Dağı silsilesi yer alır. Doğusunu Seyitgazi (Nakoleia) ilçesi sınırlar. Güney ucu Köhnüş Vadisi'ne batısı Sabuncupınar Nahiyesi civarına, kuzeyi ise Gökçekısık Köyü ve çevresine kadar uzanır. Özellikle güney ve güney doğusunda derin vadiler bulunmaktadır.
Frigler, kalelerin yanısıra, bu topraklarda adeta tek tanrı gibi taptıkları baş tanrıçaları Ana Tanrıça/Matar için göz alabildiğince uzanan doğayı sayısız denebilecek ama hep berekete, bolluğa yönelik eylemler için -ister anıtsal, ister küçük- fasad, altar ve nişlerden oluşan gizemli kült anıtlarıyla donatmıştır. Her biri Anadolu Kültür Tarihi'nin ünik birer eseri olan bu anıtlar, Frig kültür ve sanatının, kaya mimarisinin, en çarpıcı eserlerini oluşturmaktadır. Dağlık Frigya bölgesindeki Frig kültür kalıntıları, 19. yüzyılın başlarından itibaren Avrupalı gezgin ve araştırmacıların ilgi odağı olmuştur. Belli aralıklarla günümüze kadar devam eden bu araştırmalar ve kazılar sayesinde bir çok Frig kalesi ve kaya anıtı arkeoloji literatürüne kazandırılmış, Frigler'in bu bölgedeki tarihi, arkeolojik ve kültürel kimliği her geçen gün giderek biraz daha aydınlanmıştır.Yapılan araştırmalar, bölgede Frig kale tipi yerleşmeleri ve kült anıtlarının, birbirinin adeta devamı niteliğinde olan derin vadilerin çevresinde yoğunlaştığını gösterir
Frig Vadileri'nin Coğrafî Konumları
1.Eskişehir'in güneydoğusunda, Türkmen Dağı'nın güneyindeki, Midas - Yazılıkaya Vadisi ve Kümbet Vadisi.
2.Eskişehir'in güneyinde, Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya il sınırlarının kesiştiği, Türkmen Dağı'nın güneyindeki, Köhnüş Vadisi ve Karababa Vadisi.
3.Eskişehir'in güneybatısında, Eskişehir ve Kütahya il sınırlarının birleştiği Türkmen Dağı'nın kuzeyindeki küçük vadilerden oluşmaktadır.
Ayrıca, Dağlık Frigya'mn dışında, Eskişehir'in doğusunda Sivrihisar ilçesini kuzeyden çeviren Sivrihisar Dağlan ile güneyinde Arayit Dağı eteklerindeki küçük vadilerde de son yıllarda Frig yerleşmeleri ve kaya anıtları bulunmuştur.
Frig kale tipi yerleşmeleri, vadileri sınırlayan kayalık platolar veya düz tepeler üzerinde kurulmuştur. Deniz seviyesinden ortalama 1400- 1200 m. yüksekte olan yerleşmeler, hem bulundukları vadiye hem de vadiye ulaşan yollara hakim bir pozisyona sahiplerdir. Dik ve sarp kayalardan oluşan doğal bir savunma sistemi yerleşmeleri çevreler. Rampalı bir yol ya da ana kayaya oyulmuş merdivenler ile ulaşılan yerleşmelerde anıtsal ölçekli kaya sarnıçları, silolar, merdivenler ile inilen gizli geçitler, kaya fasadları, idollü-basamaklı altarlar ve nişlerden oluşan kült anıtları, mekanlar ve kaya mezarları bulunmaktadır.
Matar Kubileyanm (Kibele) gizemli kült anıtları
Frigler'in en yalın şekli ile Matar/Ana olarak hitap ettiği Ana tanrıça, Frig sanatında ikonografik olarak temsil edilen tek tanrıçadır. Bu durum, Frig dininde "Ana"nın tartışmasız en büyük ilahe, adeta tek tanrı olarak kutsandığını çok açık olarak gösterir. O, doğayı tüm canlılığı ve verimliliği ile simgeleyen evrensel bir niteliğe sahiptir. Frig Vadileri'nde yer alan çok sayıdaki anıtsal ya da küçük ölçekli kült anıtları da Frigler'in Ana Tanrıça'ya duydukla derin saygı ve bağımlılığın en güzel kanıtlarını oluşturmaktadır. Otantik Frig dini tapınımlarının şimdilik tek somut tanığı plan bu anıtlar, kaya fasadlan, idollü - basamaklı altarlar ve nişler olmak üzere başlıca üç gruba ayrılırlar
Fasadlar, üçgen alınlıklı, beşikçatılı Frig megaronlarının kayaların dik yüzlerine oyulmuş ön cephesini temsil etmektedirler. Bu cephenin en önemli bölümü, içinde tanrıça heykelinin ya da kabartmasının bulunduğu kapı biçimindeki merkezî nişdir. Hemen hemen bütün anıtlarda üçgen alınlık ve cephe, geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiştir. Özellikle Anıtsal Fasadları, ön taraflarındaki geniş avlular, avluya açılan yan mekanlar ve galeriler ile Ana Tanrıça kültüne adanmış, büyük birer kült kompleksi olarak nitelendirmek gerekir. Bu fasad-ların en ünlüsünü Yazılıkaya - Midas Kenti 'nde, MIDAI=MlDAS adının geçtiği yazıtından dolayı "Midas AnıTI" ya da "Yazılıkaya Anıtı" olarak isimlendirilen, 17 m. yüksekliğinde ve 16.50 m. genişliğindeki anıt oluşturur.
Midas Anıtı, Frig fasadlannın en büyüğü ve görkemlisidir.Ayrıca, Midas-Yazılıkaya Vadisi'nde: Areyastis Anıtı, Bitmemiş Anıt; Kümbet Vadisi'nde: Bahşayiş Anıtı; Köhnüş Vadisi'nde: Maltaş Anıtı, Burmeç Anıtı ve Aslankaya Anıtı; Kütahya'nın Tavşanlı ilçesi yakınlarında Deliklitaş Anıtı, Frig Vadileri'nin görülmeye değer, en etkileyici ve en güzel fasadlarını oluşturmaktadırlar.
Küçük Fasadlar, Anıtsal Fasadlarla aynı mimari ve süsleme özelliklerine sahiptir. Boyutlarının daha küçük olması ve kaya yüzeyine daha sığ işlenmiş olmalarıyla Anıtsal Fasadlardan ayrılmaktadırlar.
Midas - Yazılıkaya Vadisi'nde : Midas Şehri Küçük Anıt, Midas Şehri Sümbüllü Anıt,
Kümbet Vadisi'nde : Kümbet - Berber İni Anıtı;
Köhnüş Vadisi'nde : Kumca Boğaz Kapı Kaya Anıtı, Demirli Anıtı, Büyük Kapı Kaya Anıtı, Küçük Kapı Kaya Anıtı ve Döğer Asar Kaya Anıtı;
Türkmen Dağı'nın kuzeyindeki küçük vadilerde: Kilise Mevkii Anıtı, Keskaya Anıtı, Fındık Asar Kaya Anıtı, küçük fasadların güzel örneklerini oluşturur.
İşlevini kısaca tanrıya dua edilen, kurbanlar kesilen kutsal mahaller. olarak tanımlayabileceğimiz altarlar, sayıca daha fazla ve yaygındır. Bunlar alçak kaya kütlelerinden yontulmuş üç boyutlu kült yapılandır. Önlerindeki kaya basamakları ile tanrıçayı simgeleyen yuvarlak başlı, dörtgen gövdeli gizemli idollere ulaşılır. Anıtsal örneklerinin ön taraflarında yer alan düz platformlar, açık hava kült törenlerinin gerçekleştirildiği yerlerdir. Bunlara ait en çok ve en güzel örnekler, Yazılıkaya - Midas kentinde bulunmaktadır. Ayrıca, Köhnüş Vadisi ve Sabuncupınar yakınlarında Fındık Asar Kaya yerleşmesinde de akarlara ait çok sayıda örnek vardır.
Kaya anıtlarının üçüncü grubunu oluşturan nişler, genellikle kayaların dik yüzlerinde, kolaylıkla ulaşılabilen yüksekliklerdeki oval veya dikdörtgen sığ oyuklardır. Arka duvarlarında tanrıça heykelciğinin ya da idolünün yerleştirildiği yuvalar yer alır Yazılıkaya - Midas kenti, Fındık Asar Kaya, Ovacık-İnli Deliktaş yerleşmesi ve Köhnüş Vadisi'nde bu nişlere ait güzel örnekler bulunmaktadır
Frig Devleti, en görkemli çağını yaşadığı sırada M.Ö. 7. yüzyılın başlarında (M.Ö. 696 / 695) göçebe Kimmer boylarının saldırısına uğramış ve başkent Gordion yağmalanıp, yakılıp yıkılmıştır. Kral Midas bu yenilgiye dayanamayarak yaşamına son vermiştir. Yaşanan bu olaylar karşısında Frig Krallığı'nın politik gücü sona ermiştir. Ancak, bu durum geniş anlamda ele alındığında Frig egemenliğinin sonu, Frigler'in tamamen tarih sahnesinden çekilmesi demek değildir.
Kimmerlerden kaçabilen kral ailesinin üyeleri, aynı kültür geleneklerini koruyarak Orta Anadolu'nun çeşitli yerlerinde beylikler halinde bir süre daha varlıklarını sürdürür. Kalabalık bir grup ise Yukarı Sakarya vadisinde, Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar arasında uzanan Dağlık Frigya bölgesinde yaşamlarını sürdürmeye devam etmiştir. Frig beyleri, bu topraklarda Lidya kralı Alyattes'in MÖ.. 590 yılında Med ordularına karşı giriştiği Kızılırmak seferine değin bağımsızca, bu tarihten MÖ. 547/46 yılındaki Pers istilâsına kadar da Lidya Krallığı'na bağımlı prenslikler halinde yaşamışlardır., Lidya Krallığı'nın yıkılışından sonra (M.Ö. 546/545) Frigya, iki yüz yılı aşkın bir süre Pers İmparatorluğu'nun bir parçası olmuş Kappadokya, Paflagonya ve Hellespontos ile birlikte Büyük Frigya Satraplığına bağlanmıştır
Pers döneminde kurulmuş olan Batı Anadolu Kıyılarından başlayıp, yarımadayı batıdan doğuya baştan başa kat ederek, güneybatı İran içlerine uzanan Kral Yolu, Pers Imparatorluğu'nun bu geniş topraklar üzerinde kurduğu uzun süreli egemenliğin en önemli nedenidir. Ephesos ve Lidya başkenti Sardes'ten başlayıp, güneybatı İran'daki Susa'ya değin uzanan bu yolun bir bölümü Friya topraklarında Eskişehir'de Pessinus'dan (Ballıhisar) geçip, Sangarios (Sakarya) ırmağını aşarak doğu yönde devam eder.
Pers egemenliğini Hellenistik Çağ izler. Bu çağ, genel olarak Pers başkentlerinden Persepolis'in M.Ö. 330'da Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından feth edilmesi ile başlamakta ve M.Ö. 30'da Romalıların Mısır'ı ele geçirmesiyle sona ermektedir. Büyük İskender M:Ö. 334 yılında ünlü doğu seferine başlar. Bu seferin amacı, Anadolu'da Kellen dili konuşan ya da Hellen kültürünün nüfuzu altında bulunan kentleri Pers egemenliğinden kurtarmak, sonra da Pers İmparatoıiuğu'nü ele geçirerek bir Hellenleşme Siyaseti izlemekti. Bu amaç doğrultusunda Büyük İskender komutasındaki ordu M.Ö. 334 ilkbaharında Anadolu'ya girerek ilk olarak Granikos (Biga çayı) savaşında Persleri yenilgiye uğratmıştır. Büyük İskender aynı yıl Batı Anadolu'daki kentleri ele geçirdikten sonra Frigya'ya girer ve kışı Gordion'da geçirir. Burada Frigya Satrabı (valisi) olarak komutanı Antigonos Mönopthalmos'u bırakarak Asya Seferi'ne devam eder.
Eskişehir'in tarihi, bundan sonra Anadolu topraklarında yaşanan siyasi kargaşa ve savaş ortamında Frigya'nın tarihi ile aynı seyri izler. Büyük İskender Makedonya'dan Hindistan'a kadar uzanan İmparatorluğu'nun sınırlarına ulaştıktan sonra MÖ. 323 yılında Babylon'da (Babil) ölür. Onun ölümünden sonra imparatorluğunun toprakları komutanları arasında paylaşıldı. Antigonos, içinde Frigya topraklarının da bulunduğu Küçük Asya'nın hakimi oldu. Ancak Antigonos'un M.Ö. 306' da kendini kral ilan ederek, İskender'in tüm topraklarına tek başına egemen olmak istemesi diğer komutanların da kral unvanını kullanmaya başlamalarına ve Antigonos'a karşı birleşmelerine neden oldu. Eskişehir ve çevresi, Frigya Bölgesi'nin bir parçası olarak M.Ö. 301 yılında önce Lyzimakhos'un, MÖ.281 yılında ise Selevkos'un eline geçti. Anadolu'da Selevkos egemenliğinin başladığı dönemde, daha küçük ulusal krallıklar kurulur. Bunlar Bergama, Bitinya, Pontos, Kappadokya ve Armenya krallıklandır.M.Ö. 278 / 277'de Orta ve Batı Avrupa kökenli Galat (Kelt) kabilelerinin de Balkanlar üzerinden Boğazlar yoluyla Anadolu'ya girmeleri ile bölgedeki siyasi yapı, çok karışık bir hal alır. Galatlar, Tolistobog, Tek-tosag ve Trokmiler'den oluşan üç büyük boya ayrılmıştır. Bunlar, beraberlerinde getirdikleri eş ve çocukları ile birlikte güvenlik içinde yaşayabilecekleri yerler arıyorlardı. Bergama Krallığı'nın da baskısı ile Orta Anadolu'da Yukarı Sakarya ve Orta Kızılırmak bölgesine yerleştiler. Galatlar, sonraları Galatya olarak adlandırılacak olan bu bölgeyi kendi Jralanndaliçe ayırdılar. Buna göre, Tolistoboglar, Sivrihisar yöresinde Pessinus (Ballıhisar) ile Gordion (Yassıhö-yük) çevresine; Tektosaglar, Ankara; Trokmiler ise daha doğuda Kızılırmak kavsi içinde yerleştiler.Dorylaion'dan Pessinus'a doğru uzanan yol üzerinde Troknada (Kaymaz), "Pessinus'un kuzeyindeki Germa (Babadad), Eudoksias (Yürme), Mousge (Günyüzü) ve Germia (Hamamkarahisar), Tolistobog boyunun denetimi altındaki diğer önemli merkezlerdi.
Pessinus Antik Kenti
Sivrihisar ilçesinin 16 km güneyinde yer alır. Antik şehrin üzerinde bugün Ballıhisar köyü kurulmuştur. Burası, antik kaynaklarda Matar Dindymene, Mâgna Mater, Agdistis Dindymene denen Frig baş tanrıçasının kutsal kenti olarak ün salmıştı ve kökü en azından Frig dönemine değin uzanmaktaydı. Gerek dini, gerek ticari yönetimi rahiplerce yerine getirilen bu kent, Galatların hakimiyet alanında Galatlardan bağımsızca hareket etme özgürlüğüne sahip, Bergama krallığı ile iyi ilişkiler içinde olan zengin bir_dini merkez konumundaydı.
Roma döneminde Eskişehir'in güneyindeki Dağlık Frigya bölgesi; Nakoleia'ya (Seyitgazi), bölgenin en önemli merkezlerinden biri olup dönemin ana ticaret yollarından biri Dorylaion'dan Nakoleia'la geçip, buradan iki değişik hat takip ederek Apameia (Dinar) ve kıyıya ulaşmıştır. Bölgede Roma dönemine ait önemli kültür kalıntıları arasında Kümbet köyünde bulunan ve Solon'un mezarı olarak adlandırılan anıtsal kaya mezarı, cephesi bezemeli kaya mezarlarından oluşan Kümbet - Köristan nekropolü, Yapıldak - Asar kaya kaya mezarları, Büyükyayla - Seyrecek nekropolü sayılabilir.
Yazılıkaya Frig Vadisi
Dağlık Frigya Bölgesi içinde kalan Yazılıkaya Frig Vadisi, bugün Seyitgazi ve Han İlçeleri sınırları içindedir. Vadi, Arkeolojik Sit alanı ve egzotik görünümlü tüm çevresi ile Doğal Sit Alanı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.
Yazılıkaya Frig Vadisi, Prehistorik Çağlardan günümüze kadar iskan görmüştür. Arkeolojik çalışmalar ve tarihi kaynaklar, tarihin çok eskilere, Paleolitik Çağ' a değin uzandığını ortaya koymaktadır. Vadi M.Ö. 3 binde Erken Tunç çağı yerleşimi, M.Ö. 2 binde Hitit yerleşimi görmüştür, M.Ö. 8 inci yüzyıldan sonra Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu,Osmanlı çağlarına ait anıtsal eserler günümüze kadar ulaşmıştır
Antik Yazılıkaya Kenti
Bölgemizde önemli yapıtları olan Frigler, dini merkez olarak Antik Yazılıkaya Kentini seçmişlerdir. Yazılıkaya, Eskişehir İli, Han İlçesi, Yazılıkaya Köyündedir. Kayalık bir platform üzerinde olup, Erken Tunç Çağlarında yerleşim görmüştür. Antik şehirde, Hitit Kültürüne ait kendi stilleri ile yaptıkları kaya kabartmaları ele geçmiştir. Hititlerden sonra bir Frig kenti olarak gelişen Yazılıkaya' da, Frig Kültürüne ait kale duvarları, yerleşim yerleri, kaya kabartmaları, kaya anıtları, su sarnıçları, sunak yerleri, karlıklar, kaya mezarları, basamaklı anıtlar, nişler, antik yollar, tabiat şartlarından etkilenmişlerse de günümüze ulaşabilmişlerdir. Yoğun Frig yazıtlarını bu bölgede görmekteyiz. Roma ve Bizans Çağlarında Frig yapıtları, dini amaçlarla genelde tahrip edilmiş, kaya barınakları ve kaya mezarları ilave edilmiştir. Dünya Kültürel ve Doğal Mirası listesine dahil edilmek üzere aday gösterilmesi uygun görülen Yazılıkaya Örenyerinin Dünyada eşi e benzeri yoktur.
Frig Kaya Anıtları (Açık Hava Tapınakları)
Tanrıçalarının çıplak yarlarda olduğuna inanan Frigler; Tapınak cephesi biçiminde işledikleri kayalar önünde dinsel törenlerini yaparlardı.
Yazılıkaya (Midas Anıtı)
Antik Yazılıkaya Platformunun kuzeydoğu yamacında, 17.00 m. yüksekliğinde ve 16.50 m. genişliğinde, doğuya bakan anıt üzerinde yazılar olması nedeniyle "Yazılıkaya" olarak isimlendirilmiştir, Frig Kralı Midas' a dayandırılarak "Midas Anıtı" da denmektedir. Antik şehir ismini bu anıttan almıştır. M. Ö. 6. yy. ilk çeyreğine tarihlenmektedir. Frig Kaya Anıtlarının en görkemlisi, bölgenin ve dünyanın önemli, ünik yapılarındandır. Üzerindeki çatlakları ile yıkılma tehlikesi arz eden anıtı kurtarabilmek için bilimsel inceleme ve araştırma yapılmaktadır.
Bitmemiş Anıt
Antik Yazılıkaya Platformunun batı yamacında, Yazılıkaya Anıtının yaklaşık 200 m güneybatısında yer almaktadır. Tamamlanmayarak yarım bırakıldığından arkeolojide "Bitmemiş Anıt" olarak adlandırılır. Tamamlanmamış olması bize Frig Kaya Anıtlarının yapımındaki çalışma metotlarını anlamamızı sağlar. Böylelikle anıtların oluşturulan doğal terasta, iskele kurulmadan yapıldıklarını düşünebiliyoruz. Anıtın batıya bakması ayrı bir özellik arz eder. Frig Kaya Anıtlarının özünü teşkil eden niş, bitirilmemiş olmasından dolayı, anıt yüzeyine işlenmemişse de anıtın sol alt kısmına işlenmiştir. Frizinde lotus - palmet motifi bulunmaktadır. .
Antik Yazılıkaya Platformunun doğu yamacında yeralan bu anıtsal niş, stilize bitkisel motifli akroterinden dolayı Arkeolojide Hyacinth Anıtı olarak adlandırılır. Anıtsal niş içinde dama motifleriyle dikkati çeker, diğer anıtlardan ayrıcalıklı olarak, üçgen alınlık altında sadece niş olmasıyla sanki niş'in Friglerce ne denli kutsal olduğunu vurgulamak ister.
Küçük Yazılıkaya (Arezastis) Anıtı
Yazılıkaya Köyünün 2 km. kuzeyinde, Yazılıkaya - Çukurca yolunun 100 m. batısındadır. Anıtın üst cephesindeki Frigçe yazıtlardan dolayı Arezastis Anıtı olarak da bilinir. Frig Kaya Anıtlarının tüm özelliklerini taşıyan bu anıt, tam olarak bitirilmemiştir. Tanrıça Kybele' nin Frigleri gözlediği inancıyla ufak da olsa anıt yüzeyine, muhakkak bir niş yapılmıştır.
Bahşeyiş Anıtı (Bahşeyiş - Bahşiş Anıtı)
Seyitgazi İlçesi, Kırka Bucağı, Gökbahçe Köyünün hemen yanında ,Kurtkoca Deresi ağzında bulunmaktadır. Üç boyutlu olan Anıt; Frig Kaya Anıtlarının genel özelliklerini taşıması yanında, kapı nişinin ortasında bulunan oyuğun, arkada üçgen alınlığın üstünden aşağı inen bir oyuk ile birleşmesi, "Sıvı Sunak", "Kült Anıtı" olduğunu anlamamıza yardım eder. Frigler bu anıtı yapmakla; "Kybele" in kendilerine bahşettiği nimetleri tekrar Kybele'ye sunarak, şükran duygularını dile getirmek istemiş olabilirler.
Anıtsal Frig Kaya Mezarlığı
Antik Yazılıkaya Kentinde, platformun kuzeybatı yamacında, 1970'de tespit edilen Anıtsal Frig Kaya Mezarı, Frig ahşap mimarisini en güzel şekilde temsil etmektedir .Frig mimarisinin iç yapısının en ince detayına kadar işlenmiş olan bu kaya mezarı anakayaya yekpare oyulmuştur, girişi kuzeydendir, yastıklı iki klinesi vardır. 1990 ve 1998'de Eskişehir Müze Müdürlüğünce restore edilmiştir.
Gerdekkaya Mezar Anıtı
Bölge halkının "Kızlar Manastırı" olarak adlandırdığı bu anıt, Seyitgazi, Çukurca Köyünün 500 m. kadar batısındadır. Grek mimarisi içinde Dor Mimari stilinde, iki sütunlu bir tapınak cephesi biçiminde, volkanik tüf kayalığa oyularak, yekpare bir şekilde işlenmiş arcosoliumlu iki mezar odalı anıtsal bir kaya mezarıdır. Dor mimarisinin en ince detayları kayaya işlenmiştir.
Hellenistik Çağ'a tarihlenen anıtın üçgen alınlığının altında triglif-metop sıraları bulunmaktadır. 1991 yılında Eskişehir Arkeoloji Müzesi tarafından restore edilmiştir.
Hamamkaya
Seyitgazi İlçesi, Çukurca Köyündedir. Mezar kapı nişi altında zor seçilen küçük kabartma figürler vardır. Ancak anıt tahribat görmüştür.
Aslanlı Mabet
Seyitgazi İlçesi, Kümbet Köyü içerisindedir. Frizinde aslanlar olduğu için Aslanlı Mabet olarak bilinir. Mezar odasında "solon" kelimesi okunduğundan "Solon Mezarı" denilmektedir.
Dış cephe ve iç mezar odası tahribata uğramıştır. Frizinde; ortada krater (vazo) ve iki yanında karşılıklı birer aslan figürü kabartma olarak betimlenmiştir. Tepe ve yan akroterleri stilize bitki motifli olup, üçgen çatıyı kaplamaktadır. Giriş tahrip olduğundan, iki yanda bulunan kabartma figürler belirlenememektedir. Hellenistik Çağa ait olmalıdır.
Büyükyayla (Seyircek) Nekropolü
Kırka - Afyon Karayolu üzerinde Büyükyayla Köyü' nde, ormanlık alanda, Roma ve Bizans çağlarına tarihlenen, anakayaya oyulmuş oda ve büyük lahit tipi mezarlar bulunmaktadır.
Frig Kaleleri
Kaya yüzeyine tapınak cephesi biçiminde işlenen kaya anıtları ve kaya anıt mezarları yanında, askeri soylular sınıfının yaşadığı, kayalıklar üzerine kurulmuş, tahkimli Frig kaleleri bölgemizde yoğunluk kazanmaktadır.
Genellikle bölgeye hakim tepelere kurulan Frig Kalelerinde, örülmüş sur duvarları yanında, doğal kayaya oyulmuş mazgal delikli sur duvarları, kale girişleri, gizli merdivenler önemli geçitler, dinsel amaçlı anıtsal nişler, kaya mezarları, anıtsal basamaklar, kaya anıtları, kaya rölyefleri, sunaklar, sosyal amaçlı sarnıçlar, karlıklar, ahşap mimari izleri ile Frig kaya işçiliğinin bütün detaylarını görebilmekteyiz. Ufak çaptaki kaleler ise haberleşme kuleleri olarak kullanılmış olmalıdır. Frig Kaleleri, Hellenistik, Roma ve Bizans Çağlarında, orijinal kullanımları yanında, zamanının kültürünü yansıtan değişik tipte kaya mezarları, kaya anıtları ve kaya barınakları ile kayaya oyulmuş irili ufaklı kiliselerin yapılması ile değişikliklere uğramışlardır. Buna rağmen Frig kaya işçiliğinin detaylarını Frig kalelerinde gözleyebiliriz. Seyitgazi, Çukurca Köyünde; Doğanlı Kale, Çukurca-Yazılıkaya arasında sıralanan, Antik Yazılıkaya' nın kuzeyinde bulunan: Akpara Kale, Gökgöz Kale, Pişmiş Kale, Kocabaş Kale, Seyitgazi Kümbet Köyünde: Kümbet Vadisi, Kümbet Asar Kale ve Berberini Kaya Kilisesi, Körestan Nekropolü, Delik Kaya, Seyitgazi Yapıldak Köyünde:Yapıldak Kale ve İnli Yayla, Seyitgazi Göcenoluk Köyünde: Zahran Yeraltı Şehri ile Eskişehir Merkez Gökçekısık Köyü Gökçekısık Kale, Han İlçesi Akhisar Köyünde; Akhisar Kale, Dübecik Kale, Sivrihisar Zey Köyü' nde Zeykale, Merkez Uluçayır Köyü' nde Keskaya önemli Frig Kale ve yerleşimlerindendir.
Han Antik Kenti
İl Merkezinin güneydoğusundadır. Çifteler İlçesi üzerinden ve tamamı asfalt olan yoldan 104 km., Seyitgazi İlçesi üzerinden 72 km.dir. İlçe Merkezinde 1992 yılında Eskişehir Müzesi tarafından kazı ve araştırma yapılmıştır. Han yeraltı yerleşimi: Doğal kayalıklarda, yeraltına oyularak yapılmıştır. Yeraltına yapılan kat kat mekanlar ile mekanları birbirine bağlayan koridorlar, en alt seviyede, kuzeyden gelen bir temiz su kanalına bağlanmaktadır.
Yapılan araştırmalarda, bugünkü ilçe merkezinde, kayalıklara oyularak yapılmış gömü ve benzeri mekanların yerleri saptanmıştır. Yeraltı şehrinin yakınındaki mezar odası 1992 yılında Eskişehir Müzesi tarafından temizlenmiştir. Gömü odasının girişi güneydoğudandır. Yeraltına oyularak yapılmış üç odadan oluşmaktadır. Odalarda arcosoliumlu sandukalar bulunmaktadır. Oda duvarının özellikle üst seviyesinde ve tavanda rozet, baklava dilimi, fiyonk, yaprak ve fırıldak motifleri bulunmaktadır. Bu bölgede bilinen tek örnektir.
Ayrıca ilçe merkezinde kolosal gömü taşları bulunmaktadır.
Seyitgazi Kervansarayı ( Eski Han )
Seyitgazi İlçe Merkezi, Derebenek Mahallesindedir. 1635 yılında Erivan Seferine giderken, IV.Murat tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planda, kargir olarak inşa edilmiştir. Tamiratlar nedeniyle orijinal görünümünü kaybetmiştir.
Develik Han
Seyitgazi İlçe Merkezi ,Derebenek Mahallesindedir. Seyit Battal Gazi Külliyesinin yaklaşık 150 m. güneyinde yer almaktadır. Kareye yakın dikdörtgen planda, kargir olarak inşa edilmiştir. Selçuklu Dönemi mimari özellikleri taşıyan Han harabe halindedir. Bugünkü haliyle sadece dış duvarlar görülebilmektedir.
Selçuklu Hamamı
Seyitgazi İlçe Merkezi, İkiçeşme Mahallesindedir. Selçuklular Devresinde; 1207-1208 yıllarında Ümmühan Hatun tarafından yaptırılmış, Cumhuriyet Döneminde restore edilmiştir. Bugünkü görünümüyle; kesme taş malzemeden, kubbeli, kubbe kasnağı dıştan çokgendir.
Sücaattin Hamamı
Seyitgazi İlçe Merkezine 7 km. uzaklıkta Arslanbeyli Köyündedir. 1515 yılında Osmanlılar devrinde yapılmıştır. Bir sıra taş, bir sıra tuğla malzemeden, dikdörtgen planlı, üzeri tuğla kubbe örtülüdür. Giriş kapısı kuzeybatı tarafta, yuvarlak kemerli, tuğla örgülüdür. Soğukluk, sıcaklık, külhan bölmeleri ihtiva eder. Hamam harap durumdadır.
Gavur Hamamı
Seyitgazi İlçe Merkezindedir. Bizanslılardan kalmıştır. Metruktur.
Uyuz Hamamı
Seyitgazi İlçe Merkezine 15 km. toprak yolla bağlı Aşağısöğüt Çiftliği Karaağıl Mevkiindedir. Kükürtlü suyu bulunan hamam harap vaziyettedir.
Alpanos Hamamı
Seyitgazi İlçe Merkezine 15 km. asfalt yolla bağlı Sarayören Köyündedir. Bizanslılardan kalmadır. Haraptır.
Çırçır Çeşmesi
Seyitgazi İlçe Merkezi, Çarşı içindedir. Osmanlı Dönemine aittir.
Menimhane ( Ulupınar ) Çeşmesi
Seyitgazi İlçe Merkezi, Çarşı içindedir. Osmanlı Dönemine aittir.
Santabaris Antik Kenti
Bugün antik şehir üzerinde Seyitgazi İlçesine bağlı Bardakçı Köyü yerleşmesi vardır. Güneye inen antik yol üzerindedir. Roma çağında kurulmuş olup, Bizans çağında da önemini muhafaza etmiş piskoposluk merkezi olmuştur. Daha sonra önemini kaybetmiştir.
Fethiye Örenyeri
Seyitgazi İlçesi, Kırka Bucağına bağlı Fethiye Köyü sınırları içindedir. Fethiye Köyünden Büyükyayla Köyüne giden toprak yolun sağ tarafında, Örenlik Mevkiindedir. Fethiye Köyüne 2,5 km. kadar uzaklıkta olup, güneybatısındadır. Özellikle Roma ve Bizans Çağına ait kaya mezarları ile bir kiliseye ait kalıntılar mevcuttur.
Midaion / Karahöyük
Midaion/Karahöyük Eskişehir İlinin 30 km doğusunda ve ünlü Phryg kralı Midas adına kurulmuş, oldukça büyük ve iyi korunmuş bir höyüktür. Alpu ovasına hakim bir alanda kurulan höyük Tunç Çağından Bizans Çağına kadar kesintisiz yerleşim görmüştür. Yerleşim alanı höyüğün eteklerinde yaklaşık 500 m. Çapında bir alana yayılmakta ve kuzey doğu eteklerinde nekdopolle son bulmaktadır. Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü'nün maddi ve manevi destekleri ile Doç.Dr.A.Nejat Bilgen başkanlığında 18.06.2004-12.07.2004 tarihleri arasında Karahöyük(Midaion) yüzey araştırması yapılmıştır.
Çalışmalar sırasında höyükte kaçak kazı çukurları tespit edilmiştir. Bu çukurların en büyüğünün höyüğün doğu eteklerinde ve höyüğün yanındaki türbenin batısında yer aldığı görülmüştür. Buradaki kaçak çukurda Roma Dönemine ait bir yapının mimari elemanların dağıtıldığı görülmüştür. Höyükte ve çevresinde daha önceki yıllarda yapılan kaçak kazılar sırasında çıkarılan eserlerden; Rama dönemine ait Asklepios Heykeli olarak da tanınan Erkek Portresi Heykeli, iki adet Asklepios heykelciği, steller ve sikkeler Eskişehir Arkeoloji Müzesinde, grifon röliefli ortostat ise Antalya Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
Phryg kralı Midas adına kurulmuş bir şehir olarak bilinen Midaion/Karahöyük, Eskişehir ilinin en büyük ve ünlü höyüklerinden biridir. Roma ve Bizans döneminde de yazılı belgelere göre bölgenin en büyük yerleşimi olan Midaion'a yerli ve yabancı bilim adamları ve üniversiteler de ilgi göstermektedirler
Pessinus Arkeolojik Siti
Pessinus Antik Kenti, Eskişehir İli, Sivrihisar İlçesi, Ballıhisar Köyü yerleşimi altındadır. Antik Pessinus kenti, antik Kral Yolu üzerinde olup, ticareti yanında Kybele ve Attis için yapılan ayinleri ile de ün salmıştır. Pessinus, çok eski çağlardan beri Kybele Kültünün en önemli merkezidir. Ana Tanrıça Kybele'nin başında kuleye benzer yüksek bir taç vardır; Bu taç, onun, kentlerin ve tarımsal ürünlerin tek egemeni sayıldığının simgesidir. Aynı zamanda genç kızların da koruyucusudur. Kybele kültünün Frig Krallığının ilk zamanlarına, çok masraflı bir ilk tapınağın yapılmasını hatta şehrin kuruluşunu Frig Kralı Midas'a bağlayan geleneğe rağmen, şehrin kuruluşu daha eski çağlara dayanır. Söz konusu tapınak etrafında bir baş rahip tarafından yönetilen bir "Rahip Prensliği" gelişmiştir. M.Ö.205'ten itibaren I. Attalos'la Pessinus baş rahibinin arasında dostluk bağları kurulmuştur. Sibil kehanetinden sonra M.Ö.205/4 yıllarında Roma'yı Annibal'dan kurtarmak için Palatin'deki zafer tapınağına konulmak üzere Kybele'nin heykelini almak üzere bir Roma heyeti Bergama kralı aracılığı ile Pessinus'a gelmiştir.
Helenistik Çağda(M.Ö.3.asırda) Grek hakimiyeti altına giren Pessinus şehrinin yapı ve planları Yunan anlayışına göre düzenlenir. Mabet tamamen onarılır. Meclis binası, stoa, yollar, kanal ve tiyatro kurulur. Pessinus, M.Ö.25 tarihinde Augustus zamanında Roma hakimiyeti altına girerek, şehir bu çağda çok gelişir ve büyür. Şehrin içinden geçmekte olan su kanalı mermerlerle onarılarak iki yanı heykellerle süslü muhteşem bir duruma getirilir. Hatta şehrin iç kısmandaki kanal tamamen mermer döşenerek içine merdivenlerle girilen bir havuz havasına bürünür. Şehir kendi adına para basma imtiyazına sahip olur. Mahalli Kybele dini inanç ve ayinlerine saygı daha da artar. Bizans Çağında şehir çok bakımsız kalır. Yeni bir şey yapılmaktan ziyade, eski yapılar sökülerek basit iskan malzemesi olarak kullanılır. Şahane sanat eserleri kırılarak temellerde yapı malzemesi olarak kullanılır. M.S. 800 yıllarından sonra ise şehir bütün vasıflarını kaybeder. Bundan faydalanan Jüstinianapolis (Sivrihisar) üstünlüğü ele alır.
Antik Pessinus Kenti'nde ilk kazılar 1967-1973 yılları arasında Prof.Dr,Pierre Lambrechts başkanlığında Belçika Gent Üniversitesi tarafından gerçekleşmiştir. Ara verilen arkeolojik araştırma ve kazılara, 1983 yılından bu yana Prof Dr. John Devreker başkanlığında devam edilmektedir. Kazıdan çıkan buluntuların taşınabilir olanları Eskişehir Arkeoloji Müzesinde, büyük buluntular, mimari parçalar da Pessinus Depo ve Açık Hava Teşhirinde yer almaktadır.